Karşımızdakinin gözüyle görüp, kulağıyla işitip, yüreğiyle hissedebilmektir
EMPATİ..
Latince'de ki iç, içine, içinde anlamlarına gelen 'em' ön eki ile Yunanca'da duygu acı ızdırap manasına gelen 'patheia' kelimelerinin birleşmesinden türemiştir. İçlerinde psikanalitik kuramının öncüsü
Freud'un da yer aldığı
Kohut ve
Roger gibi öncüler empatiyi tanımlamakla kalmamış, biyolojik yansımalarına dair ilk çıkarımlarda bulunmuşlardır.
Yeteri dozda empati kurmak, doğru ilişkiler geliştirebilmek, sosyal ve bireysel hayatta ki başarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Kimi zaman, uzlaşma isteği ve sevginin var olmasına rağmen sorunların çözüme kavuşmamasının temel nedeni empati kurmada ki başarısızlıktır. Sanıldığı gibi empatik davranmamak kadar aşırı dozda empatide dengelerin bozulmasına neden olmaktadır.

Empati yeteneği bakımından yetersiz olan kişiler dışarıdan bakıldığında, fikrini kabul ettirmek için güç kullanabilen, disiplinli, kuralcı ve sert kişilerdir. Aksine Fazla empati yeteneğine sahip kişilerin ise yoğun bir duygusallığa sahip oldukları görülmüştür. Bu tip kişiler okudukları kitaptan izledikleri filmlerden fazlasıyla etkilenirler, pek çok üstün özellik ve kabiliyete sahiptirler. Fakat pek çok zaman karşıdaki kişinin duygularına fazla önem verdiklerinden, güçlü bir kişiliğe yada savunma mekanizmasına sahip olmaları gerekmektedir, aksi takdirde öz haklarını gerçek anlamda koruyamamış olurlar...
AYNA NÖRONLAR
Empatinin biyolojisine baktığımızda ayna nöronlarla karşılaşırız, ilk olarak satın alma davranışlarını inceleyen Buyology kitabında tanıştığım, sürü psikolojisi, reklamcılık, 34 beden gibi kavramları çağrıştıran, esasında psikolojinin DNA sı olarak görülen; bir çeşit motor nörondur.
Bir futbol maçı izlerken, gol esnasında sizinde kaslarınız mı kasılıyor; arkadaşınız ekşi yerken yüzünüz buruşuyor ve şu çok meşur birileri esnediğinde sizde mi esniyorsunuz??
Telaş yok! Sizin de her memeli canlı gibi ayna nöronlarınız var demektir.
Ayna nöronlar İlk olarak İtalya'da Parma Üniversitesi'nde Makak Maymunlarıyla yapılan bir araştırma da keşfediliyor. Sonuç olarak, nöronların aktivitesi sayesinde bir işi yapmak ve izlemek aslında aynı hissi uyandırıyor. Konuyla ilgili homosapien (insan) türünde bulunan bulgulara göre ayna nöronların beyinde aktif olduğu bölge, motor konuşma alanı olan Broca'dır. Burdan yola çıkarak belkide ötekinin ifadesini anlayabilme dilin gelişimi soruları aydınlanabilir, belkide dil, yani konuşarak iletişme becerimiz gelişmeden önce daha gelişmiş bir ayna nöron sistemimiz vardı. (bu hipotezim doğruysa o zamanlar dürüstlük ve yalancılık gibi kavramlar henüz doğmamıştı.) Hatta parapsikolojik değerlendirilen akıl okuma ve telepati yeteneğimizde henüz körelmemişti.
Kimi insanların 6. hissinin gelişmiş olmasının nedeni yüksek ihtimalle bu nöronlara bağlanabilir, örneğin kadınların sezgilerinin erkeklere nazaran kuvetli olduğu hep konuşulur; ve araştırma sonuçlarına göre de kadınların ayna nöron aktiviteleri erkeklere göre daha ileri düzeydedir.

Bilincimizin dışında faaliyet gösteren bu nöronlar sayesinde, umarım kısa bir süre içinde; zamanda yolculuk, rüyalar, bilinçdışı, biyomanyetik dalgalar gibi birçok bilinmeyen aydınlanır ve psikiyatrik birçok hastalık daha iyi tedavi edilebilir.