Ünlü ressam Frida Kahlo ve eşi Diego Rivera'nın yapıtları uzun bir süre Pera Müzesini süsleyeceklermiş.Frida Kahlo ile ilk tanışmamız trajik ve etkileyici biyografisinin film versiyonu olan Frida'ya dayanır. Bir sanatçının yaşamını az biraz bilmenin yapıtlarını anlamak için önemli bir ipucu olduğunu düşünürüm, sizde benim gibi sanat gurusu değil sadece bir sanat severseniz bu yazı sergi geziniz süresince kafanızın üstünde minik bir bulutun içinden size eşlik edicek.
Gençkızlığında, dönemin en iyi eğitimin verildiği Ulusal Hazırlık okuluna gönderilen Frida, burada felsefe ve edebiyata yönelmiş. Birgün okuldan dönerken, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte içinde yer aldığı otobüsün bir trenle çarpıması sonucu, ağır bir trafik kazası geçirdiğinde henüz 19 yaşındaymış. Bundan sonra ki bütün yaşamını hastaneler ve doktorlar arasında geçirmiş 32 defa ameliyat olmuş ve omuriliğindeki ağrı onu bırakmamıştır. Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başlamış. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yapmış. Ancak 3 yıl sonra henüz yürüyebildiğinde dönemin sanat ve politika çevrelerine yakınlaşmaya başlayıp, Meksika Komünist Partisine üye olmuştur. Aynı dönemde bir gün, Meksikalı Michalangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera'yı görmeye ve resimlerini göstermeye gitmiş. Bu görüşme, bir ömür boyu sürecek olan tutkunun, ihanetin, aşkın ve ihtirasın bir ömür hakim olduğu bir ilişkiye dönüşmüş.

1929 yılında evlenenmişler ve Frida evliliğinin ilk yıllarında hamile kalmış, sağlık sorunları nedeniyle bebeğini taşıyamamış onu aldırmak zorunda kalmış.Başına gelen kötü olaylar bununla da bitmemiş neyazık ki Diego'nun, küçük kız kardeşlerinden biriyle ilişkisi olduğunu öğrenmiş. Hayatının sonraki yıllarında, başından iki düşük vakası daha geçmiş ve Diego'nun, başkalarıyla da ilişkisi olduğunu öğrendiğinde, 1 sene içinde boşanıp yeniden evlenmişler.
(Frida'nın Günlüğünden)

Diego'ya
"Başlangıç Diego ... Yapıcı Diego ... Çocuğum Diego
Ressam Diego ... Babam Diego ... Oğlum Diego
Sevgilim Diego ... Kocam Diego
Dostum Diego ... Anam Diego
Ben Diego
Evren Diego"
Ölmeden Önce
"Farill – Glusker – Parres ve doktor Enrique Palomera
Sanchez Palomera
doktorlar sağolsun
Hemşilere de teşekkürler, sedye taşıyıcılarından,
temizlikçi kadınlara ve British Hastanesi’ndeki hizmetkârlara kadar
Doktor Vargas’a, Navarro’ya, Doktor Polo’ya
ve benim dayanma gücüme teşekkürler
Umarım ayrılmak eğlencelidir – ve umarım
bir daha dönmem - "
--------------------------------------------------
Kaza sonucunda parçalanan rahminin, çok istediği çocuk sahibi olmasını engellemesine ve çektiği korkunç fiziksel acılara rağmen Frida, hayat dolu bir kadınmış. Bohem yaşayıp, çılgın giyinip, çılgın partiler düzenler, bol içki içip, açık saçık fıkralar anlatarak insanları güldürmüş. Acılarını unutmak için var gücüyle resim yapan Frida, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da da sergiler açmış. 1938 yılında New York’ta açtığı sergi, ona büyük ün getirmiş. 1939'daki Paris sergisi ile büyük üne kavuşmuş. 1953 yılında Mexico City’de açtığı kişisel sergisine gitmesine doktoru izin vermemasine rağmen gitmiş ve davetliler galeriye geldikten sonra sirenler eşliğinde, ambulansla gelen Frida sergi salonunun ortasına yerleştirilen yatağın içinde şarkılar söyleyip şakalaşarak, herkesi etrafına toplamış, büyük ilgi görmüş. 13 temmuz 1954 yılında akciğer embolisi teşhisiyle öldüğünde, intihar ettiğini düşündüren yukarıda ki 2. günlük yazısını yazmıştır. Resimlerinde sembollerin önemli bir yer tutmasına ve hayal ürünü olmalarına rağmen ne bir sembolist ne de bir sürrealist olarak değerlendirilmek istememiştir, çünkü Frida'ya göre o yanlızca kendi gerçeğini resmetmiştir. Dogmalara ve kalıplara karşı doğası, isminin anlamı gibi özgür kişiliği onun sanatını da sınıflandırılamaz kılmıştır. Pablo Picasso'nun " biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz" dediği sanatçının 70 eserinin 50 si bugün büyük hayranı olan Madonna'ya aittir.
Yılın son yazısında derin bir kişiliği ve sanatı yüzeysel bir biçimde anlatmaya çalıştım. Hiçte hesapta yoktu. hiçte hesapta olmayan pekçok şey yaptım bu sene. Hesaplanmamış mutluluklar, hayal kırıklıkları, hesaplanmamış neşe ve hesaplanmamış bilgilerle kapatıyorum yılı. Kapatıyorum diyorum ama hesaplamadığım birşeyler olabilir hala, daha 4 gün var. Geçmiş yıldan üzerinize yapışıp kalmış tüm kötü duygulardan ve anılardan sıyrılmanız için son 4 gün... Yeni yılın hesaplayamayacağınız kadar güzel süprizlerle geçmesini ve tüm 1 sene boyunca karnınızın sayamayacağınız kadar çok kelebekle dolu olmasını diliyorum...
(şu iğrenç espriyide yapayım)"
seneye görüşürüz.." :)
çav bella !!
*20 Mart 2011 tarihine kadar Sergilenecek olan eserleri Pera Müzesinde ziyaret edebilirsiniz..
İlgili linkler,





















