...zaman kumar masasında karşımızda oturan öteki kumarbazdır... Jose SARAMAGO (Blindness)

Sunday, December 26, 2010

Frida ile veda

Kasım Aralık aylarını çok severim fakat bu yıl beni hayali sükut ettiler. 4 gözle beklediğim karakış bir türlü gelmek bilmedi. Lahana gibi giyinme, rengarenk atkı, eldiven takma, kar yağarken pencere kenarında sıcak çikolata içme ve tabiki istiklalde kestane yeme gibi ritüellerin hiçbirini çok hissederek gerçekleştiremedim. Neyse ki tam umutlarımın hepsini yeni yıla bağlayacakken Aralık'ın bitişi mutlu bir haberle geldi.

Ünlü ressam Frida Kahlo ve eşi Diego Rivera'nın yapıtları uzun bir süre Pera Müzesini süsleyeceklermiş.Frida Kahlo ile ilk tanışmamız trajik ve etkileyici biyografisinin film versiyonu olan Frida'ya dayanır. Bir sanatçının yaşamını az biraz bilmenin yapıtlarını anlamak için önemli bir ipucu olduğunu düşünürüm, sizde benim gibi sanat gurusu değil sadece bir sanat severseniz bu yazı sergi geziniz süresince kafanızın üstünde minik bir bulutun içinden size eşlik edicek.

6 Temmuz 1907 de Meksika'da Macar asıllı yahudi Wilhelm Kahlo ve kızılderili Matilde Calderon Gonzales'in 4 kızından üçüncüsü olarak dünyaya gelen Frida'nın dramlarla dolu bir yaşamı vardır. 6 yaşında geçirmiş olduğu çocuk felci sonrasında babası 9 ay boyunca onunla yakından ilgilenmiştir. Hastalık nedeniyle bir bacağı zayıf kalıp "tahta bacak Frida" diye anılsa da günlüğünde mutlu ve çok güzel bir çocukluk geçirdiğini dile getiren Frida, babasını hep çok sevmiştir. Hastada olsa kendisinin çok çalışkan ve şefkatli en önemlisi tüm sorunları karşısında anlayışlı olduğunu söylemiştir. Hakkında çok karmaşık duygular beslediği annesini ise; nazik, canlı ve zeki fakat aşırı dindar ve zalim olarak nitelemiştir.

Gençkızlığında, dönemin en iyi eğitimin verildiği Ulusal Hazırlık okuluna gönderilen Frida, burada felsefe ve edebiyata yönelmiş. Birgün okuldan dönerken, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte içinde yer aldığı otobüsün bir trenle çarpıması sonucu, ağır bir trafik kazası geçirdiğinde henüz 19 yaşındaymış. Bundan sonra ki bütün yaşamını hastaneler ve doktorlar arasında geçirmiş 32 defa ameliyat olmuş ve omuriliğindeki ağrı onu bırakmamıştır. Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başlamış. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yapmış. Ancak 3 yıl sonra henüz yürüyebildiğinde dönemin sanat ve politika çevrelerine yakınlaşmaya başlayıp, Meksika Komünist Partisine üye olmuştur. Aynı dönemde bir gün, Meksikalı Michalangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera'yı görmeye ve resimlerini göstermeye gitmiş. Bu görüşme, bir ömür boyu sürecek olan tutkunun, ihanetin, aşkın ve ihtirasın bir ömür hakim olduğu bir ilişkiye dönüşmüş.



1929 yılında evlenenmişler ve Frida evliliğinin ilk yıllarında hamile kalmış, sağlık sorunları nedeniyle bebeğini taşıyamamış onu aldırmak zorunda kalmış.Başına gelen kötü olaylar bununla da bitmemiş neyazık ki Diego'nun, küçük kız kardeşlerinden biriyle ilişkisi olduğunu öğrenmiş. Hayatının sonraki yıllarında, başından iki düşük vakası daha geçmiş ve Diego'nun, başkalarıyla da ilişkisi olduğunu öğrendiğinde, 1 sene içinde boşanıp yeniden evlenmişler.


(Frida'nın Günlüğünden)


Diego'ya

"Başlangıç Diego ... Yapıcı Diego ... Çocuğum Diego
Ressam Diego ... Babam Diego ... Oğlum Diego
Sevgilim Diego ... Kocam Diego
Dostum Diego ... Anam Diego
Ben Diego
Evren Diego"

Ölmeden Önce

"Farill – Glusker – Parres ve doktor Enrique Palomera
Sanchez Palomera
doktorlar sağolsun
Hemşilere de teşekkürler, sedye taşıyıcılarından,
temizlikçi kadınlara ve British Hastanesi’ndeki hizmetkârlara kadar
Doktor Vargas’a, Navarro’ya, Doktor Polo’ya
ve benim dayanma gücüme teşekkürler
Umarım ayrılmak eğlencelidir – ve umarım
bir daha dönmem - "


--------------------------------------------------



Kaza sonucunda parçalanan rahminin, çok istediği çocuk sahibi olmasını engellemesine ve çektiği korkunç fiziksel acılara rağmen Frida, hayat dolu bir kadınmış. Bohem yaşayıp, çılgın giyinip, çılgın partiler düzenler, bol içki içip, açık saçık fıkralar anlatarak insanları güldürmüş. Acılarını unutmak için var gücüyle resim yapan Frida, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da da sergiler açmış. 1938 yılında New York’ta açtığı sergi, ona büyük ün getirmiş. 1939'daki Paris sergisi ile büyük üne kavuşmuş. 1953 yılında Mexico City’de açtığı kişisel sergisine gitmesine doktoru izin vermemasine rağmen gitmiş ve davetliler galeriye geldikten sonra sirenler eşliğinde, ambulansla gelen Frida sergi salonunun ortasına yerleştirilen yatağın içinde şarkılar söyleyip şakalaşarak, herkesi etrafına toplamış, büyük ilgi görmüş. 13 temmuz 1954 yılında akciğer embolisi teşhisiyle öldüğünde, intihar ettiğini düşündüren yukarıda ki 2. günlük yazısını yazmıştır. Resimlerinde sembollerin önemli bir yer tutmasına ve hayal ürünü olmalarına rağmen ne bir sembolist ne de bir sürrealist olarak değerlendirilmek istememiştir, çünkü Frida'ya göre o yanlızca kendi gerçeğini resmetmiştir. Dogmalara ve kalıplara karşı doğası, isminin anlamı gibi özgür kişiliği onun sanatını da sınıflandırılamaz kılmıştır. Pablo Picasso'nun " biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz" dediği sanatçının 70 eserinin 50 si bugün büyük hayranı olan Madonna'ya aittir.

Yılın son yazısında derin bir kişiliği ve sanatı yüzeysel bir biçimde anlatmaya çalıştım. Hiçte hesapta yoktu. hiçte hesapta olmayan pekçok şey yaptım bu sene. Hesaplanmamış mutluluklar, hayal kırıklıkları, hesaplanmamış neşe ve hesaplanmamış bilgilerle kapatıyorum yılı. Kapatıyorum diyorum ama hesaplamadığım birşeyler olabilir hala, daha 4 gün var. Geçmiş yıldan üzerinize yapışıp kalmış tüm kötü duygulardan ve anılardan sıyrılmanız için son 4 gün... Yeni yılın hesaplayamayacağınız kadar güzel süprizlerle geçmesini ve tüm 1 sene boyunca karnınızın sayamayacağınız kadar çok kelebekle dolu olmasını diliyorum...

(şu iğrenç espriyide yapayım)"
seneye görüşürüz.." :)
çav bella !!

*20 Mart 2011 tarihine kadar Sergilenecek olan eserleri Pera Müzesinde ziyaret edebilirsiniz..

İlgili linkler,

Frida Kahlo Website

Pera Müzesi



Tuesday, December 07, 2010

Uyku

Aslında herşey gördüğüm siyah-beyaz bir rüyayla başladı, bilim adamlarının uyku ve rüyalar konusunda büyük gelişmeler kaydettiklerinden kısa bir zaman önce benim de haberim yoktu ve tabiki yaşamımızın neredeyse üçte birini kapsayan bu eylemin hala büyük ölçüde gizemini koruduğundan da...


Gündüz görevini tamamlayıp nöbetini geceye devrettiğinde, biz memelilerin bedeninde de bir takım kimyasal reaksiyonlar gerçekleşiyor, bazı hormonlar salgılanıyor ve çeşitli elektromanyetik dalgalar yayılıyor . İlginç tarafı, tüm bunlar sadece günün belli saatlerinde özel bir rutin içerisinde gerçekleşiyor.


Biyolojik faaliyetlerimizin yavaşladığı bu bazal metabolizma durumunda beynimiz çalışmaya devam ettiği için rüya görüyormuşuz. Aslında bütün bir gece boyunca rüya görmeyip, yüzeysel uyku durumunda rüya görüyoruz buda REM (rapid eye movement) adı verilen gece boyunca değişik periyodlarla tekrarlanan ve süresi çok uzun olmayan uyku fazında gerçekleşiyor. REM fazının uzunluğu yaşa göre belirgin farklılık gösterirken, kişiden kişiyede bazı farklılıklar gözlenebiliyormuş.

Bu fazda bilinenin aksine derin değil yüzeysel bir uyku uyuyormuşuz. Beynin elektriksel aktiviteleri uyanık halimizle benzerlik gösterip alfa ve beta dalgaları yayıyormuş. Göz kaslarımız hızlı bir biçimde hareket edebilirken, beyinden salgılanan nörotransmiterler ve hormonlar sayesinde iskelet kaslarımız geçici bir felç yaşıyormuş. Bunların dışında; kan basıncı nabız ve soluk alıp-verme hızlanıyor her iki cinste de birkaç dakikalık cinsel uyarılmışlık hali gözleniyormuş. Ayrıca sıksık gördüğümüz fantastik gerçekte mümkün olmayan rüyaların nedeni ise uykumuz sırasında beynin frontal bölge denilen mantıksal işleyişten sorumlu bölgesinin pasif durumda olmasıymış.


Bilim uykunun ve rüyanın kimyasını önemli ölçüde çözmüş istatistiklere dökmüş hatta elektriksel değişimleri detaylı bir biçimde açıklamış ve çeşitli ilişkiler kurmuştur. Uykunun psikolojiyle de arasında sıkı bir ilişki olduğu bugün su götürmez bir gerçektir. Bu konuyla ilgili olarak; Uyku Danışma ve Değerlendirme Servisinin başkanı Profesör Chris Idzikowski'nin açıklamasına göre; yaygın 6 uyku pozisyonuyla belirgin kişilik tipleri arasında şöyle bir bağlantı olduğu saptanmış:


Fetüs Pozisyonu (%41): Cenin şeklinde kıvrılarak uyuyan insanlar, sert bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen hassas kalplilermiş. İlk görüşte utangaç bir imaj çizen bu insanlar zamanla rahatlarlarmış. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık rastlanan bu uyku pozisyonu her 100 kişiden 41 inde görülen en yaygın pozisyonmuş.

Dik Pozisyon (%15): kollarını iki yana uzatıp dik bir şekilde uyuyan insanlar babacan, sosyal kalabalık içinde rahat, diğerlerine kolayca güvenen insanlarmış. Fakat zaman zaman kandırılabilirlermiş.

Yearner Pozisyonu (%13): Kollarını uzatıp yan yatan insanlar, doğal insanlarmış. Kuşkucu ve sorgulayan tipler oldukları gibi birde zor karar verirlermiş. Fakat kararlarından dönmeleri çok zormuş.

Asker Pozisyonu (%8): Kollar vucudun iki yanında rahat ve yüz yukarı şekilde uyuyan insanlar, sakin, gururlu ve sessiz olurlarmış. Boş laftan hoşlanmaz kendileri ve çevreleri için yüksek standartlara sahiplermiş.

Yüzüstü Pozisyon (%7): Yüzükoyun kollar baş etrafında bacaklar aralık ve düz, başını sağa sola çevirerek uyuyan insanlar, arkadaş canlısı ve girişken olmalarının yanısıra sinirli olabilir ve eleştri kabul edemezlermiş.

Deniz Yıldızı Pozisyonu (%5): Yüz yukarı ve kollar başın yanında yastığın üzerinde uyuyan insanlar, iyi birer dinleyici dolayısıyla iyi birer arkadaşlarmış, yardımsever ve ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlarmış..


Beynim neler salgıladı, nereyi çalıştırmadı da siyah-beyaz bir rüya gördüm? bunun yanıtını hala bilmiyorum. Tek bildiğim, uyku ve rüyalarla ilgili bilimin geldiği bu noktanın buzdağının yanlızca görünen kısmı olduğu. Çocukkende çok ilginç bulduğum rüya ve uyku kavramına dair şu anektodumu ekleyip bir yazıyı daha noktalıyorum.

Anektod: eski bir rivayete göre, korkunç bir rüya görüldüğünde kötü birşeylere işaret etmemesi için suya anlatılırmış. :)


İlgili Linkler;