Çok parlak fikirler kağıt üzerinde o kadar ışıltılı durmayabildiği gibi sıradan bir duygu yada düşünce bir üstadın kaleminde etkileyici bir biçim alabilir. Yazının kalitesinde yazar/şairin ustalığı, cambazlığı, kelimelere ne derece hakim olduğu kadar önemli olan bir diğer unsurda dilin zenginliğidir. Biliriz ki dil yeterince sözcüğe sahip değilse ifade güçleşir, eserlerin tadı azalır, bir kelimenin taşıdığı anlam yükü artar, yanlış anlaşılmalar başlayabilir, vurgular önem kazanır, yazışmalarla ifade edilmek istenen ifade edilemez olabilir...Aksi yönden yaklaştığımız da az bilinen bir gerçekte dilin düşüncelerimiz üzerinde ki etkisidir. Sözcüklerin yok olmasıyle düşünceler ve düşünebilme yetisi hasar görür. 1984 romanında (George Orwell); insanların beyinleri yıkanırken ve hayatları manipule edilirken bunun dile müdahele edilerek yapılması bu duruma örnek gösterilebilir.
bir kaç eski türkçe kelime bu anlamda işimize yarayabilir...
adat-ı cariye: yaşayan sosyal kurallar
adem-i müsavat: eşitsizlik
alemet-i farika:marka
bedia:estetik değeri yüksek sanat eseri
belagat:ikna etme sanatı
dibace:başlangıç
dermiyan:ortada
ebrar:iyiler
halaskar:kurtarıcı
hasanet:bir binanın ve yapının sağlamlığı
hasılı kelam:sözün özeti
dilara:gönül almak
istihlak:tüketme
izafet:iki şey arasındaki alaka
karine:ipucu
kesafet:sıkılık,tokluk,yogunluk,saydam olmama