rüyalar konusunda büyük gelişmeler kaydettiklerinden kısa bir zaman önce benim de haberim yoktu ve tabiki yaşamımızın neredeyse üçte birini kapsayan bu eylemin hala büyük ölçüde gizemini koruduğundan da...
Gündüz görevini tamamlayıp nöbetini geceye devrettiğinde, biz memelilerin bedeninde de bir takım kimyasal reaksiyonlar gerçekleşiyor, bazı hormonlar salgılanıyor ve çeşitli elektromanyetik dalgalar yayılıyor . İlginç tarafı, tüm bunlar sadece günün belli saatlerinde özel bir rutin içerisinde gerçekleşiyor.
Biyolojik faaliyetlerimizin yavaşladığı bu bazal metabolizma durumunda beynimiz çalışmaya devam ettiği için rüya görüyormuşuz. Aslında bütün bir gece boyunca rüya görmeyip, yüzeysel uyku durumunda rüya görüyoruz buda REM (rapid eye movement) adı verilen gece boyunca değişik periyodlarla tekrarlanan ve süresi çok uzun olmayan uyku fazında gerçekleşiyor. REM fazının uzunluğu yaşa göre belirgin farklılık gösterirken, kişiden kişiyede bazı farklılıklar gözlenebiliyormuş.
Fetüs Pozisyonu (%41): Cenin şeklinde kıvrılarak uyuyan insanlar, sert bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen hassas kalplilermiş. İlk görüşte utangaç bir imaj çizen bu insanlar zamanla rahatlarlarmış. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık rastlanan bu uyku pozisyonu her 100 kişiden 41 inde görülen en yaygın pozisyonmuş.
Bu fazda bilinenin aksine derin değil yüzeysel bir uyku uyuyormuşuz. Beynin elektriksel aktiviteleri uyanık halimizle benzerlik gösterip alfa ve beta dalgaları yayıyormuş. Göz kaslarımız hızlı bir biçimde hareket edebilirken, beyinden salgılanan nörotransmiterler ve hormonlar sayesinde iskelet kaslarımız geçici bir felç yaşıyormuş. Bunların dışında; kan basıncı nabız ve soluk alıp-verme hızlanıyor her iki cinste de birkaç dakikalık cinsel uyarılmışlık hali gözleniyormuş. Ayrıca sıksık gördüğümüz fantastik gerçekte mümkün olmayan rüyaların nedeni ise uykumuz sırasında beynin frontal bölge denilen mantıksal işleyişten sorumlu bölgesinin pasif durumda olmasıymış.
Bilim uykunun ve rüyanın kimyasını önemli ölçüde çözmüş istatistiklere dökmüş hatta elektriksel değişimleri detaylı bir biçimde açıklamış ve çeşitli ilişkiler kurmuştur. Uykunun psikolojiyle de arasında sıkı bir ilişki olduğu bugün su götürmez bir gerçektir. Bu konuyla ilgili olarak; Uyku Danışma ve Değerlendirme Servisinin başkanı Profesör Chris Idzikowski'nin açıklamasına göre; yaygın 6 uyku pozisyonuyla belirgin kişilik tipleri arasında şöyle bir bağlantı olduğu saptanmış:
Fetüs Pozisyonu (%41): Cenin şeklinde kıvrılarak uyuyan insanlar, sert bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen hassas kalplilermiş. İlk görüşte utangaç bir imaj çizen bu insanlar zamanla rahatlarlarmış. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık rastlanan bu uyku pozisyonu her 100 kişiden 41 inde görülen en yaygın pozisyonmuş.
Dik Pozisyon (%15): kollarını iki yana uzatıp dik bir şekilde uyuyan insanlar babacan, sosyal kalabalık içinde rahat, diğerlerine kolayca güvenen insanlarmış. Fakat zaman zaman kandırılabilirlermiş.
Yearner Pozisyonu (%13): Kollarını uzatıp yan yatan insanlar, doğal insanlarmış. Kuşkucu ve sorgulayan tipler oldukları gibi birde zor karar verirlermiş. Fakat kararlarından dönmeleri çok zormuş.
Asker Pozisyonu (%8): Kollar vucudun iki yanında rahat ve yüz yukarı şekilde uyuyan insanlar, sakin, gururlu ve sessiz olurlarmış. Boş laftan hoşlanmaz kendileri ve çevreleri için yüksek standartlara sahiplermiş.
Yüzüstü Pozisyon (%7): Yüzükoyun kollar baş etrafında bacaklar aralık ve düz, başını sağa sola çevirerek uyuyan insanlar, arkadaş canlısı ve girişken olmalarının yanısıra sinirli olabilir ve eleştri kabul edemezlermiş.
Deniz Yıldızı Pozisyonu (%5): Yüz yukarı ve kollar başın yanında yastığın üzerinde uyuyan insanlar, iyi birer dinleyici dolayısıyla iyi birer arkadaşlarmış, yardımsever ve ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlarmış..
Beynim neler salgıladı, nereyi çalıştırmadı da siyah-beyaz bir rüya gördüm? bunun yanıtını hala bilmiyorum. Tek bildiğim, uyku ve rüyalarla ilgili bilimin geldiği bu noktanın buzdağının yanlızca görünen kısmı olduğu. Çocukkende çok ilginç bulduğum rüya ve uyku kavramına dair şu anektodumu ekleyip bir yazıyı daha noktalıyorum.
Anektod: eski bir rivayete göre, korkunç bir rüya görüldüğünde kötü birşeylere işaret etmemesi için suya anlatılırmış. :)
Anektod: eski bir rivayete göre, korkunç bir rüya görüldüğünde kötü birşeylere işaret etmemesi için suya anlatılırmış. :)
İlgili Linkler;
http://tip.kocaeli.edu.tr/docs/ders_notlari/u_tural/uyku.pdf
http://cellphonesafety.wordpress.com/2009/03/17/sleeping-brain-waves/
http://cellphonesafety.wordpress.com/2009/03/17/sleeping-brain-waves/