Kalıplara sığmaz sanat ve biz ne kadar çabalasak ta sınıflara bölünemez; hiçkimsenin değil, herkezindir. ne aristokrasi ne burjuvazi ne de proleterya tek başına sahiplenemez. Kimi zaman parayla satılsa da aslında paha biçilemez, sınırlandırılsa da asla engellenemez. Her insanın en az bir soluk kadar hakkı ve bir damla kan kadar içindendir sanat... Küçüğü büyüğü olmaz, yaşanmışlığın kimi zaman da yaşanamamışlığın tablosu uğultusu yankısıdır sanat... Bazen bir üstadın notalarında severiz onu kimi zaman da bir ilkokul çocuğunun fırça darbelerinde...

Yoksul bir İstanbul Sokağıydı. Askerlerin savaşa giderken vatanıyla, kutsal topraklara gidenlerin de aileleriyle vedalaştığı sokak ismini 1600 yılında, Sultan 4. Murat'ın yaptırmış olduğu Ayrılık Çeşmesi'nden almaktaydı. İstanbul'un işgal dönemlerinde ise Fransız İtalyan ve İngiliz askerlerin eğlence düzenledikleri genelevlere sahiplik eden bir zevk sokağıydı. Günümüzde yoksul sakinleriyle gri ve unutulmuş bir atmosferin hakim olduğu sokak, yakın zaman da marshall boya firması tarafından hatırlandı. Gri ve kasvetli alanları renklendirme projesinin ilk olarak hayat bulduğu sokak ta 44 konut rengarenk boyandı rengarenk bir mazisi olan Ayrılık Çeşmesi Sokağı'na da bu yakışırdı...
Sokağa giren renklerin sakinlerin hayatlarına da renk vermesi dileğiyle...